Bağdat Caddesi, No:125/9 Kadıköy, İstanbul

Migren Tedavisi Doktoru İstanbul

Dünyada yaklaşık 700 milyon migren hastası olduğu ve Dünya Sağlık Örgütü (WHO) tarafından iş yapamamaya engel hastalıklar arasında 19.sıraya kadınlarda ise 12.sıraya yerleştirilmiştir. (1)

 

Migren Nedir?

Yaşam kalitesini düşüren, baş ağrısı şikayetiyle en çok başvuru yapılan sağlık problemidir. Erkeklerde %10, kadınlarda ise bu oran %21’lere çıkmaktadır. (2)

 

Migren nedir

Genellikle mide bulantısı, kusma ve ışığa karşı hassasiyetle kendini gösteren güçlü ve dayanılmaz bir baş ağrısıdır. Saatler veya günlerce sürebilecek migren atakları yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen bir hastalıktır. İngiltere ve ABD’de migren hastalarının yaklaşık üçte ikisinin doktora danışmadığı ve evde tedavi yöntemleri ile ağrıdan kurtulmaya çalıştıkları belirtilmektedir.( 1)

 

Migren Belirtileri Nelerdir?

İstanbul migren ağrıları belirtileri kişiden kişiye değişmektedir ve 4 farklı evreden oluşmaktadır. Prodrom, aura, baş ağrısı ve postrom olarak sıralanmaktadır.

 

  • Prodrom

Baş ağrısı gelmeden önce sinyalleri ile kendini hissettirmeye başlar. Öncü ataklar olarak tanımlanabilir. Hastaların bir çoğu baş ağrısı başlamadan önce ağrının geleceğini hisseder. Aşırı duyarlılık, tepsikellik, depresif, düşüncede yavaşlama, uyuma isteği, aşırı su içme, şişkinlik hissi, konuşurken takılma ve ışık ses koku duyarlılığı gibi sıralanabilir.

 

  • Aura

Baş ağrısından önce kendini gösteren 4-72dk. arası süren evredir. Görsel, duyusal, motor ve psikolojik durum değişiklikleriyle kendini hissettirir. Siyah noktalar, dalgalı çizgiler, ışık parlamaları, karıncalanma hissi, net konuşamama, koku, tat değişikliği bu evrede yaşanabilen durumlardır.

 

  • Baş ağrısı

Baş ağrısına tutulmayla birlikte zonklayıcı bir hal alan, hareket ettikçe daha da şiddetini arttıran, kimilerinde baş ağrısına eşlik eden mide bulantısı da olabilir. Migren baş ağrıları ne zaman geçer sorusunun cevabı ise değişmektedir. Kimilerinde bir günde geçerken, kiminde günler sürebilir. Ataklar ise bazılarında birkaç gün bir tekrarlarken, bazılarında ise yılda bir veya iki kez olabilir.

 

 

  • Postdrom (Düzelme)

Baş ağrısından sonraki kısmı kapsayan bu evrede şu durumlar yaşanabilir. Yorgun, kas ağrısı veya güçsüzlük, iştah artışı ile düzelme evresi tamamlanmış olur.

 

Migren Neden Olur?

Migren kesin nedeni bilinmemekle birlikte genetik faktörler etkili olmaktadır. Ailesinde migren öyküsü olanların daha fazla risk grubunda olduğu belirtilmektedir. Ayrıca hormonal değişiklikler de etkili olmaktadır. Kadınlarda erkeklere oranla daha fazla yaşanmasının nedeni de adet döneminde yaşanan hormonal değişikliklere bağlanmaktadır. (3)

Migren Tedavisi Doktoru İstanbul

Migren Tanısı Nasıl Konulmaktadır?

İstanbul Migren tanısı öncelikle doktorun şikayetleri değerlendirmesiyle konulmaktadır. Sadece anlık ağrılar değil, kişinin hastalık öyküsü dinlenerek, baş ağrısını neyin tetiklediği belirlenmektedir. Örneğin hastanın su tüketimi, beslenmesi, uyku düzeni, çevresel şartlar etkilemektedir.

Tanı sürecinde genellikle dikkate alınan hususlar şunlardır;

 

  • Baş ağrısı yaşayan kişilerde altta sıralanan maddelerden en az ikisinin bulunması
  • Ağrının orta şiddetli ya da şiddetli olması
  • Tek taraflı olması
  • Fiziksel aktivite ile birlikte ağrının çoğalması,
  • Zonklayıcı şekilde tabir edilen ağrının görülmesi,
  • Bulantı, kusma, gürültü veya ışık hassasiyeti ile ilişiği olması,
  • Hastanın; hastalık öyküsünde ve muayenesinde herhangi bir baş ağrısının bulunmaması aranmaktadır. (1)

 

Migren Tipleri Nelerdir?

Auralı ve aurasız olarak sınıflandırılan migren olarak sınıflandırılmaktadır. Auralı migren tipi yaklaşık %10’luk kısmı kapsamaktadır. Tek başına ya da aurasız migren ataklarıyla kendini hissettirir.

 

  • Auralı migren; ağrı döneminden önce ortaya çıkan ve yaklaşık 60 dakika içinde kaybolan bir süreçtir. Belirtileri arasında görme bulanıklığı, parlak ışıklar, konuşma bozuklukları gibi unsurlar vardır.
  • Aurasız migren; migren ataklarının çoğunluğunu oluşturan aurasız migren; 4-72 saate kadar süren atakları varsa, zonklayıcı, orta veya şiddetli derecede ağrı hissediyorsanız, fiziksel aktivitelerle artan bir ağrınız varsa, altta yatan başka bir hastalık yoksa, bulantı veya bulantıya eşlik eden kusmanız varsa aurasız migren tanısı konulabilir.

 

Migren Tedavisi Nasıl Yapılır?

Migren ağrısı başlayan bir kişi bu sürecin biteceğini bilmelidir. Tedavide genel ilkeyi de oluşturan bu süreçte migren yaşamayı öğrenirken migren ataklarında neler yapılması gerektiğini de bilmek gerekmektedir. Esasında iki temele dayanan migren tedavisi doğrudan atakların tedavisi ve önleyici tedavi olmak üzere sınıflandırılabilir. (1)

 

  • Önleyici (ilaç dışı tedavi) tedaviyi ise şu şekilde tanımlayabiliriz; öncelikle hastanın hastalık hakkında bilgilendirilmesi gerekmektedir. Yaşam şekline verilen düzen (Düzenli uyku ve beslenme, egzersiz) hastalığı önleyici grupta yer almaktadır. Migreni tetikleyici unsurları bilerek ve uygulayarak ataklar önlenebilir.
  • İlaç tedavisi; akut atak ve profilaktik tedavi olarak gruplanmaktadır. Spesifik ve non-spesifik tedavi şekliyle uygulanır. Migren tedavisi için kullanılan ilaçlar, ağrı kesiciler, bulantı için ilaçlar kullanılmaktadır. Triptanlar ve NSAİİ ilaçlar migren tedavisinde kullanılan ilaçlardandır. (7)

 

Migreni Tetikleyen Faktörler Nelerdir?

Günlük yaşamda birçok etken migreni tetiklemektedir. Kişiden kişiye değişen ve günlük rutinde migreni tetikleyen unsurları bilerek yaşam şeklinin düzenlenmesi, migren tetikleyicilerinin farkında olarak dikkat etmesi şeklinde önlemlerle migren ataklarından korunabiliriz. Tetikleyicileri ise şu şekilde sıralayabiliriz;

 

  • Stres, uzun süreli açlık,
  • Çay, kahve, kola (kafein)
  • Alkol,
  • Çikolata,
  • Salam, sosis,
  • Eski peynir, süt
  • Fındık, fıstık,
  • Hava değişikliği (basınç, sıcaklık, nem değişikliği, lodos)
  • Keskin kokular (parfüm gibi)
  • Parlak ışık,
  • Yorgunluk,
  • Fazla ya da az uyuma,
  • Yüksek ses,
  • Kadınlarda hormonal değişiklik dönemleri (Adet dönemi)
  • Yükseklik değişiklikleri (rakım, uçak yolculukları)

Görüldüğü üzere beslenme ve günlük yaşantıda olan aksaklıklarla ile ilişiği olan migren tetikleyicilerindeki tüm faktörler herkeste aynı etkiyi yapmaz. Kişiden kişiye değişen ve dikkat edildiğinde ve migreni tetikleyen unsur fark edilerek uygulandığında migren atakları azaltılabilir.

Migren Depresyona Neden Olur Mu?

İstanbul migren hastalığının depresyon ile doğrudan bir bağı yoktur ya da böyle bir bağ var ise henüz bilinmemektedir. Ancak bu hastalık çok ağrılı ve acılı bir hastalık olduğundan hasta bu hastalığa çok fazla ve çok uzun süre maruz kaldığında depresyon benzeri belirtiler yaşayabilir. Hasta ciddi anlamda morali bozuk olabilir ya da yaşamına normal seyrinde devam edecek enerjiyi kendinde bulamayabilir.

Hangi Besinler Migren Atağına Neden Olur?

  • Alkol: Özellikle kırmızı şarap, koyu renkli biralar ve viski gibi alkollü içecekler migren atağına neden olabilir.
  • Nitrat: Nitrat içeren gıdalar, özellikle konserve etler, salam, sosis gibi işlenmiş et ürünleri, migren atağına neden olabilir.
  • Feniletilamin: Cipsler, çikolatalar ve çeşitli tatlılar gibi besinler feniletilamin adı verilen bir madde içerebilir. Bu madde, migren atağına neden olabilir.

Migren Kalıtsal Bir Hastalık Mıdır?

Migrenin genetik yatkınlık faktörünün bulunduğu konusunda bilimsel kanıtlar mevcuttur. Bu nedenle, migrenin kalıtsal bir hastalık olduğu söylenebilir. Ancak, migrenin ortaya çıkışında tek başına genetik faktörlerin etkisi yoktur. 

Migrenin ortaya çıkışında, diğer faktörlerin de rol oynadığı bilinmektedir. Migrenin kalıtsal olduğu düşünülürse, migren şikayetleri olan birinin aile üyelerinde de migren şikayetleri olabileceği düşünülebilir.

Kaynakça:

1.YÜCEL Y (2008). Migren baş ağrısında tanı ve tedavi yaklaşımları. Dicle Tıp Dergisi, 35(4), 281 – 286.

2.Evren BORAN, H., & BOLAY, H. (2013). Migren Patofizyolojisi. Archives of Neuropsychiatry/Noropsikiatri Arsivi.

3.KEÇECİ, H. (2000). Migrenin Genetiği. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 22(2), 123-126.

4.KEÇECİ, H. (2000). Migrenin Genetiği. Cumhuriyet Üniversitesi Tıp Fakültesi Dergisi, 22(2), 123-126.

5.Duman, T., Dede, H., & Seydaoğlu, G. (2016). Comparison of triptans, NSAID and combination in migraine attack treatment. AGRI-THE JOURNAL OF THE TURKISH SOCIETY OF ALGOLOGY, 28(3).

Migren, bazen acı dolu bir sıkıntıya dönüşebilir ve bazı insanlar için geleneksel tedavilere direnç gösterebilir. İşte bu noktada Botulinum Toksin Tedavisi devreye giriyor. Bu yöntem, migren atağının sık sık tekrarlamasına karşı güçlü bir çözüm sunuyor.

2010 yılında FDA onayı alan bu yöntem, PREEMPT çalışması ile desteklenen bilimsel kanıtlara dayanmaktadır. Botulinum toksin, migrenle ilişkilendirilen ağrı bölgelerine enjekte edilerek, ağrı sıklığını azaltır, ağrı şiddetini hafifletir ve ilaç kullanımını azaltır. Migrenin yanı sıra, ilaç aşırı kullanım baş ağrısı durumunda da etkili olduğu gözlemlenmiştir.

Kimler için uygundur? Botulinum toksin tedavisi, kronik migren yaşayan ve aylık olarak en az yarısını migren ağrısıyla geçiren kişilere uygulanabilir. Bu tedavi 16 yaşından küçük hastalara tavsiye edilmez. Ayrıca, hamilelik döneminde botulinum toksin kullanımının etkileri hala belirsiz olduğundan, bu tedavi seçeneği gebeler için uygun değildir.

Uygulama sırasında hastalar hafif bir ağrı hissi yaşayabilirler, ancak bu genellikle toleranslı bir şekilde geçer. Deneyimli bir hekim tarafından uygulandığında, işlem hızlı ve etkili bir şekilde tamamlanır.

Botulinum toksin migren tedavisi, yeterli dozda ve doğru teknikle, deneyimli bir nöroloji uzmanı tarafından klinik ortamda yapılmalıdır. Bu bir kozmetik uygulama değildir.

Etkisi ne zaman başlar ve ne kadar sürer? Botulinum toksininin etkileri uygulandıktan sonra yaklaşık 10-12 gün içinde ortaya çıkar. Migren atağının sıklığı ve şiddeti azalmaya başlar, hatta bazı hastalar için tamamen sona erer. Bu tedavi, ağrı kesici ilaçlarını azaltabilir ve yaşam kalitesini artırabilir.

Yan etkiler konusunda endişelenmeyin; botulinum toksin migren tedavisi, diğer migren tedavilerine kıyasla çok daha az yan etkiye sahiptir. Nadir durumlarda, geçici boyun ağrısı veya göz kapağında düşme gibi yan etkiler görülebilir, ancak bunlar genellikle hafif ve geçicidir.

Sonuç olarak, Botulinum Toksin Tedavisi, migrenle mücadelede güvenilir ve etkili bir seçenektir

Migren, birçok kişinin yaşadığı acı veren bir sorundur ve genellikle ilk akla gelen çözüm ilaç tedavileridir. Ancak bazı durumlarda, ilaç tedavileri yeterli sonuçları vermez veya yan etkiler, ilaç etkileşimleri veya başka sağlık sorunları nedeniyle uygulanamaz hale gelir. İşte bu noktada, migren tedavisinde ilaç dışı yöntemler, özellikle nöromodülasyon ve nörostimülasyon yöntemleri, önemli bir rol oynamaya başlar.

Nöromodülasyon ve nörostimülasyon, migrenin baş ağrısı ile ilişkili sinirlere özel cihazlar kullanarak elektrik akımı, manyetik alan veya doğru akım uygulanması prensibine dayanan tedavi yöntemleridir. Bu uygulamalar baş çevresinden yapılabileceği gibi, bazı özel cihazların baş ağrısı ile ilişkili sinirlere “invaziv” (girişimsel) yöntemlerle yerleştirilmesi gereken özel cihazlarla da gerçekleştirilebilir.

Girişimsel olmayan nörostimülasyon yöntemleri arasında Supraorbital Transkutanöz Stimülasyon (STS), Transkraniyal Manyetik Stimülasyon (TMS), Vagal Sinir Stimülasyonu (VSS) ve Transkraniyal Doğru Akım Uyarımı (TDAU) bulunmaktadır.

Bu yöntemler arasında VSS ve STS, kronik migren tedavisinde etkili olarak kanıtlanmış ve onay almıştır. TMS yöntemi ise kronik migren tedavisinde etkinliği hakkında yeterli veriye sahip olmadığından sadece ‘auralı migrenin akut atağı’ için onaylanmıştır. Diğer girişimsel olmayan yöntemlerin migren tedavisinde etkinliği henüz kanıtlanmamıştır.

STS, başın üstünden çıkan ve baş ağrısı ile ilişkilendirilen sinire uygulanır. Kronik migreni olan hastaların baş ağrılarını azaltmak amacıyla kullanılan bu yöntem, Cephaly® adıyla kullanılabilir. Uygulama sırasında bazı yan etkiler, özellikle uyuşma ve karıncalanma, görülebilir. Ayrıca, uyku düzenini etkileyebilir.

TMS, migren atağının akut tedavisinde kullanılabilir, ancak kronik migren tedavisinde yeterli veri yoktur. VSS ise genellikle küme baş ağrısı tedavisinde etkilidir, ancak son çalışmalar migren tedavisinde de etkili olabileceğini göstermektedir.

Sonuç olarak, migren tedavisinde nöromodülasyon ve nörostimülasyon yöntemleri, ilaç tedavisine yanıt vermeyen veya ilaçların yan etkilerini tolere edemeyen hastalar için önemli bir alternatif olabilir.

Migren Tedavisinde Sinir Blokajı

Migren, şiddetli baş ağrılarına neden olan bir nörolojik bozukluktur ve birçok kişiyi etkiler. Migrenin tedavisinde ilaçlar yaygın olarak kullanılsa da, bazı insanlar ilaç tedavilerine yanıt vermez veya ilaçların yan etkileri konusunda endişelidir. İşte bu noktada, sinir blokajı tedavileri migren tedavisinde önemli bir rol oynamaya başlar.

Sinir blokajları, migrenin tedavisinde girişimsel bir yöntem olarak kullanılır. Bu yöntem, migren ataklarını önlemek veya ağrıyı hafifletmek için kullanılabilir. Sinir blokajı, migrenle ilişkilendirilen sinirlere özel ilaçların özel enjeksiyon teknikleriyle verilmesini içerir. Bu ilaçlar, sinirlerin geçici olarak bloke edilmesini sağlar ve migren ağrısının oluşmasını engeller.

En yaygın sinir blokajı yöntemi, büyük oksipital sinire yapılan GON Blokajı’dır. Bu sinir, migrenin trigeminovaskuler sistem adı verilen bölgesi ile doğrudan ilişkilidir ve migren ağrısının oluşumunda önemli bir rol oynar. GON Blokajı, başın arka kısmına uygulanır ve bu işlem migren ataklarını azaltmada etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, gebelik veya ilaç kullanımı sınırlı olan migren hastaları için güvenli bir seçenek olabilir.

GON Blokajı işlemi, başın arka kısmındaki oksipital siniri bulma ve özel enjeksiyon teknikleri ile ilaç uygulama sürecini içerir. Bu işlem sırasında bazı yan etkiler, özellikle uyuşma ve geçici his kaybı gibi geçici reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Ancak, bu işlem uzman ellere sahip bir sağlık profesyoneli tarafından yapıldığında güvenlidir.

GON Blokajı, genellikle bir hafta arayla 3-5 hafta boyunca uygulanır ve ardından aylık uygulamalara geçilebilir. Bu tekrarlayıcı blokajlar, migren ataklarının sıklığını ve şiddetini belirgin bir şekilde azalttığı için migren tedavisinde önemli bir rol oynar.

Sinir blokajı işlemleri genellikle güvenlidir ve yan etkileri nadirdir. Ancak herhangi bir tıbbi işlemde olduğu gibi, uygun prosedürler ve deneyimli sağlık profesyonelleri ile yapılmalıdır.

Migren Tedavisinde Sinir Blokajı

Migren, şiddetli baş ağrılarına neden olan bir nörolojik bozukluktur ve birçok kişiyi etkiler. Migrenin tedavisinde ilaçlar yaygın olarak kullanılsa da, bazı insanlar ilaç tedavilerine yanıt vermez veya ilaçların yan etkileri konusunda endişelidir. İşte bu noktada, sinir blokajı tedavileri migren tedavisinde önemli bir rol oynamaya başlar.

Sinir blokajları, migrenin tedavisinde girişimsel bir yöntem olarak kullanılır. Bu yöntem, migren ataklarını önlemek veya ağrıyı hafifletmek için kullanılabilir. Sinir blokajı, migrenle ilişkilendirilen sinirlere özel ilaçların özel enjeksiyon teknikleriyle verilmesini içerir. Bu ilaçlar, sinirlerin geçici olarak bloke edilmesini sağlar ve migren ağrısının oluşmasını engeller.

En yaygın sinir blokajı yöntemi, büyük oksipital sinire yapılan GON Blokajı’dır. Bu sinir, migrenin trigeminovaskuler sistem adı verilen bölgesi ile doğrudan ilişkilidir ve migren ağrısının oluşumunda önemli bir rol oynar. GON Blokajı, başın arka kısmına uygulanır ve bu işlem migren ataklarını azaltmada etkili olduğu gösterilmiştir. Ayrıca, gebelik veya ilaç kullanımı sınırlı olan migren hastaları için güvenli bir seçenek olabilir.

GON Blokajı işlemi, başın arka kısmındaki oksipital siniri bulma ve özel enjeksiyon teknikleri ile ilaç uygulama sürecini içerir. Bu işlem sırasında bazı yan etkiler, özellikle uyuşma ve geçici his kaybı gibi geçici reaksiyonlar ortaya çıkabilir. Ancak, bu işlem uzman ellere sahip bir sağlık profesyoneli tarafından yapıldığında güvenlidir.

GON Blokajı, genellikle bir hafta arayla 3-5 hafta boyunca uygulanır ve ardından aylık uygulamalara geçilebilir. Bu tekrarlayıcı blokajlar, migren ataklarının sıklığını ve şiddetini belirgin bir şekilde azalttığı için migren tedavisinde önemli bir rol oynar.

Sinir blokajı işlemleri genellikle güvenlidir ve yan etkileri nadirdir. Ancak herhangi bir tıbbi işlemde olduğu gibi, uygun prosedürler ve deneyimli sağlık profesyonelleri ile yapılmalıdır.

Kuru iğne tedavisi, vücudun değişik bölgelerindeki kaslarda, çeşitli nedenlerle oluşan ağrılı gergin kas bantlarının tetik noktaların, değişik boylardaki özel iğneler ile uyarılarak normale döndürülmesi esasına dayanan, ilaçsız, etkili, güvenilir ve bilimsel bir tedavi yöntemidir.
Migren ve gerilim tipi baş ağrılarında baş, boyun, omuz ve sırt bölgesinde çok sayıda bulunabilen tetik noktaların baş ağrısını arttırıcı etkisi bilinmektedir. Tetik noktaların giderilmesinin baş ağrısı sıklığı ve şiddetini azaltmakta oldukça etkili olduğunu gösteren çok sayıda bilimsel veri bulunmaktadır.
Kuru iğne yöntemi ile tetik noktaları ‘ilaç kullanmadan’ gidermek mümkündür. İlaç kullanılmaması nedeni ile, alerji, gebelik gibi nedenlerle enjeksiyon tedavilerinin kullanılamadığı hastalarda da tercih edilebilir.